İçindekiler
Hapishanelerde tutulan mahpusların mektup, faks ve telgraf gönderme ve alma hakkı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 68. maddesi ile özel olarak düzenlenmiştir.
Hükümlünün Mektup, Faks ve Telgrafları Alma ve Gönderme Hakkı
Madde 68-
Temel Hak
(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. (Ek cümle:17/6/2021-7328/7 md.) Hükümlü, usul ve esasları Adalet Bakanlığınca belirlenmek suretiyle, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilir.
Denetim Usulü
(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.
Sakıncalı Bulunan Yazışmalar
(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.
Resmi Yazışmalar
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir. (Ek cümle:17/6/2021-7328/7 md.) Bu iletiler, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabilir.
Özel Kategorideki Hükümlüler
(5) (Ek:17/6/2021-7328/7 md.) Kamu düzeninin korunması ile kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkûm olan veya tehlikeli hâlde bulunan ya da dışarı ile iletişiminin kurum güvenliği açısından tehlikeli olabileceği değerlendirilen hükümlülere gelen veya bu hükümlüler tarafından gönderilen mektup, faks ve telgraflar dijital olarak kaydedilebilir veya fiziki olarak saklanabilir. Bunlar, amacı dışında kullanılamaz, kanunda açıkça belirtilen hâller dışında hiçbir kişi veya kurumla paylaşılamaz, herhangi bir soruşturma veya kovuşturmaya konu edilmemiş ise en geç bir yıl sonunda silinir veya imha edilir. Silme veya imha işlemi Cumhuriyet savcısı tarafından denetlenir. Bu fıkra hükmü dördüncü fıkra bakımından uygulanmaz.
Uluslararası Standartlar
Mektup gönderme ve alma hakkına dair Mahpuslara Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kurallarının (Nelson Mandela Kuralları) 58. maddesinde şu hüküm bulunmaktadır:
Madde 58
1. Mahpuslara, aileleri ve arkadaşları ile gerekli denetim altında, düzenli aralıklarla aşağıdaki şekilde iletişim kurmalarına izin verilir:
(a) Karşılıklı yazışarak, mümkün olduğu durumlarda telekomünikasyon, elektronik, dijital ve diğer araçları kullanarak ve (…)
Mektuba El Konulması ve Disiplin Cezası
Yukarıda tam metnini paylaştığım infaz kanunu 68/3 düzenlemesi, disiplin kuruluna belli sınırlar içinde haberleşme hakkını engelleme yetkisini idareye vererek kendi içinde doğrudan yaptırım içerir. “Mektup okuma komisyonunun” yazışmalara el koyma yetkisi yoktur. Sakıncalı bulduğu bir yazışmayı “disiplin kuruluna” göndermek zorundadır ve kararı disiplin kurulu verir.
Mektubun tamamı ya da bir kısmının sakıncalı bulunarak el konulması durumunda mektupların (Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik madde 105) iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılması durumunda kullanılmak üzere idarece saklanması zorunludur.
Sakıncalı Görülen Mektuplar
Madde 105-
Disiplin Kuruluna Sevk Süreci
(1) Mektup okuma komisyonunca, mahalline gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmi dört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun disiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde, mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna kadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı idarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde çizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir. Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için gereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz hâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise mahkemenin kararına göre işlem yapılır.
Tebliğ İçeriği
(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.
Mektupların Saklanması
(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülen mektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılması durumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.
Anayasa Mahkemesi İçtihatları
Anayasa Mahkemesi, mektup verme hakkına ile ilgili olarak vermiş olduğu kararlarında şu ifadelere yer verir:
Temel Hak ve Özgürlüklerin Sınırlanması
93-Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları uyarınca, “Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasayla sınırlandırılabilirler.” (AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008). Başka bir ifadeyle yapılan sınırlama hak ve özgürlüğün özüne dokunarak, kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa, etkisiz hale getiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59, K.2011/69, K.T. 28/4/2011; AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 17/4/2008; Abdullah Öcalan, § 94; Fatih Taş, §§ 92,93).
Ölçülülük İlkesi
85-Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır. Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak için seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple haberleşme özgürlüğü alanında getirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir. (Sebahat Tuncel,B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; Fatih Taş, §§92,93).
Mahkumların Temel Hakları
35-Hükümlü veya tutuklular (mahkûmlar), Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma” olarak değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (bkz. İbrahim Uysal,B.No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa’nın ve Sözleşme’nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler (Aynı yönde benzer bir karar için bkz. Hirst/Birleşik Krallık (No. 2),B.No. 74025/01, 6/10/2005, § 69). Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan Günana,B. No:2013/3550, 19/11/2014, §35).
Orantılılık ve Somut Gerekçelendirme
65-Müdahalenin orantılı olduğundan söz edebilmek için, temel hakka daha az zarar verebilecek ancak aynı zamanda güdülen amacı yerine getirebilecek nitelikte olan yöntemin tercih edilmiş olması gerekmektedir (Nada/İsviçre, B. No: 10593/08, 12/9/2012, § 183).
67-Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilen yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek yukarıda belirtilen makul nedenlerin, somut olayın tüm koşulları çerçevesi dâhilinde objektif bir gözlemciyi haberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek nitelikte olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi gerekmektedir (Campbell/Birleşik Krallık,§48). Bunun yanı sıra, yapılacak değerlendirmede hükümlüler hakkında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyet sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir. (Silver ve Diğerleri/Birleşik Krallık, § 98, § 102; Atilla ve diğerleri/Türkiye, B. No: 18139/07, 11/5/2010, (k.k.)).
68-Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerinin kararlarında dayandıkları gerekçelerin haberleşme özgürlüğünü kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”ne uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Sebahat Tuncel,§ 87). (Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § …)
Somut Olaylar
Bunun yanı sıra, mektupta 5 satırlık bir kısımda geçen ve başvurucunun, Türkiye’de çeşitli cezaevlerinde, yasadışı silahlı terör örgütü PKK’nın kurucusu ve yöneticisi olan Abdullah Öcalan’ın koşullarının iyileştirilmesi talebiyle başlatılan açlık grevlerinin ne kadar süreyle yapılması halinde etkili olacağını belirttiği cümlelerinin karalanması suretiyle mektubun gönderilmesine karar verildiğinden, bu tedbirin, Anayasa’nın 22. ve Sözleşme’nin 8. maddesi bağlamında orantısız olduğundan da söz edilemez. Bu kapsamda, kamu makamları tarafından söz konusu mektupta geçen anılan cümlelerin sansürlenmesi suretiyle mektubun gönderilmesine karar verilmesinin demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. (Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201, 20/5/2015, § …)
İlgili Anayasal Hukuk Düzenlemeleri
İnfaz Kanunu’nun 68/3 düzenlemesi dışında mahpusların yazışmalarının engellenmesi -el konulan mektubun içeriğine göre- Anayasa tarafından da güvence altına alınan temel haklarından olan Özel Hayatın Gizliliği (Anayasa madde 20), Haberleşme Özgürlüğü (Anayasa 22), Düşünce ve Kanaat Özgürlüğü (Anayasa madde 25), Özel Hayatın Gizliliği (AİHS Madde 8) haklarının ihlali anlamına gelebilecektir.
Anayasa Madde 20: Özel Hayatın Gizliliği
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Mülga cümle: 3/10/2001-4709/5 md.) (Değişik: 3/10/2001-4709/5 md.) Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli Hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar. (Ek fıkra: 12/9/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”
Anayasa Madde 22: Haberleşme Hürriyeti
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş Hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli Hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar. İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.”
Anayasa Madde 25: Düşünce ve Kanaat Hürriyeti
“Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.”
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Madde 8
“1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
Disiplin Cezası ve Hukuki Değerlendirme
Hapishane idaresinin mahpusların mektup, faks ve telgraf alma hakkından faydalanmasında sınırsız bir yetkisi bulunmadığı gibi buna ilişkin disiplin kurulunun yaptığı incelemeler, disiplin cezalarını düzenleyen maddeler içinde doğrudan yer almaz. Bir fiilin disiplin suçu oluşturması için öncelikle yasada açıkça tanımlanmış olması gerekir, mektup veya faks gibi kişisel yazışmaların bu kapsamda düzenlenmediği açıktır.
Ayrıca İnfaz Kanunu madde 37, bir fiilin disiplin suçu oluşturabilmesi için öncelikle infaz kurumunda güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleşmesi ve bu fiili kişinin kusurlu olarak işlemesi koşullarını aramaktadır. Anayasa Mahkemesi özelikle 37. maddeyi disiplin suçunun oluşabilmesi için bir ön koşul olarak değerlendirmektedir. Bu durumda disiplin suçu oluşturan eylem sadece İnfaz Kanunu madde 38-46 arasında tanımlanmıştır diye gerekçelendirilemez. Bu disiplin suçunun işlenme sebebi yani mahpusun kastı ve bu fiilin ne tür bir soruna yol açtığının somut olarak gerekçeleriyle açıklanması gerekmektedir. Bunun hem savunma hakkının kullanılabilmesi için ilk soruşturma başladığında hem de disiplin cezası verilmişse kararda mahpusa gerekçelendirerek bildirilmesi gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi Kararı Örneği
Anayasa Mahkemesi pek çok kararında bu durumu tartışmaktadır. Örneğin 2/12/2015 tarihli 2013/1869 sayılı bireysel başvuruya ilişkin olarak;
“…5275 sayılı Kanun’un 42. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilecek “gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak” eyleminin bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma disiplin cezası ile cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. İnfaz hukukuna ilişkin disiplin suç ve cezaları, 5275 sayılı Kanun’un sekizinci bölümünde düzenlenmiş; bu çerçevede uygulanacak disiplin suç ve cezalarının amacı, mahiyeti, kapsamı, sınırları ve uygulanma koşulları Kanun’un 37. maddesinde açıklığa kavuşturulmuştur. Bu çerçevede Kanun’da yer alan herhangi bir disiplin suçunun oluşabilmesi için özel hükümde belirtilen eylemlerin 37. madde gereği, ceza infaz kurumunda “düzenli bir yaşamın sürdürülmesi”ni veya “güvenliğin” ya da “disiplinin” sağlanmasını kusurlu olarak engelleyecek şekilde işlenmesi gerekmektedir…”
tanımlamakta ve bunu da;
“…. Buna göre Kanun’un 37. maddesi de dikkate alındığında ceza infaz kurumunda tek başına slogan atma eylemi yapılmasının disiplin suçunun oluşabilmesi için yeterli olmayıp bu eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi de gerekmektedir. Dolayısıyla bu niteliği taşımayan slogan atma eyleminin cezalandırılması kanun tarafından öngörülmediğinden disiplin cezasına konu düzenlemede “suçun yasallığı ve “belirlilik” ilkelerine aykırılık bulunmamaktadır (AYM, E.2013/67, K.2013/164, 26/12/2013)”
gerekçelendirmektedir.
Başvuru Yolları ve Öneriler
Böyle bir uygulamaya karşı yasal itirazların yanında kanun yararına bozma yoluna başvurmakta ve AYM’ye bireysel başvuru yapmakta fayda olacaktır. Yine bu durum, hapishane idaresinin yetkisini aşan bir uygulama olduğundan hem suç duyurusunda hem de Adalet Bakanlığına şikâyette bulunulabilir. Bu başvurular, benzer ihlallerle karşılaşmayı önlemek açısından etkili olacaktır.
Mahpus tarafınızdan gönderilen bir yazışmaya el konulmuşsa mahpus ödediği posta ücretinin iadesini isteyebilir.
Özel Durumlar ve Uygulamalar
Resmi Yazışmalar
Mahpusun avukatına ya da resmi mercilere yazacağı mektuplar, fakslar ve dilekçeler hapishane idaresi tarafından yerine ulaştırılmak zorundadır, bu konuda hapishane idaresinin hiçbir denetim yetkisi yoktur. Mahpusun bu yazışmaları mektup okuma komisyonundan geçmez.
Kapalı Zarf Sistemi
Hapishane idaresi, mahpusun kapalı zarfla gönderdiği mektupların içeriğinden haberdar olamaz, sadece mektupların zarflarının içinde başka bir şey olmasından şüphelendiği durumlarda fiziki olarak kontrol edebilir ve bu fiziki denetim, mektubu gönderen kişinin yanında yapılarak mektup kapatılmalıdır.
Nakil Durumunda Mektuplar
Başkaca bir kuruma nakledilen mahpuslara ait mektuplar açılmaksızın nakil olunan kuruma teslim edilir. Bu halde mektubun incelemesini yapmaya nakledilen kurum yetkilidir.
Başvuru Yolları ve Süreler
Disiplin kurulunun yazışmayı sakıncalı bulduğu kararını infaz hakimliğine şikâyet etme hakkınız mevcuttur. Bu durumda el koyma kararının mahpusa tebliğinden itibaren on beş gün içinde mahpusun şikâyetini yapması gerekmektedir. İnfaz hakimliği tarafından verilecek karara 1 hafta içerisinde Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebilir.
Kısmen sakıncalı bulunan mektup/fakslar için de bu yasal prosedüre başvurulabilir. Kısmen sakıncalı bulunan mektupların da asılları şikâyet ve itiraz sürecinde idare tarafından saklanmaktadır. İnfaz hakimliğinin vereceği karar doğrultusunda idarenin bu mektubu mahpusa teslim etmesi gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi ve AİHM İtirazı
Mahpuslar haklarının ihlali nedeniyle Anayasa Mahkemesi ya da AİHM’e başvuruda bulunmak istiyorsa:
İç Hukuk Yolları
- Öncelikle yasal prosedürleri yerine getirmeli mutlaka; İnfaz Hakimliğine ‘disiplin kurulunun kararının tebliğinden’ sonra on beş gün içinde başvurmalıdır.
- İnfaz Hakimliğinin kararına karşı kararın tebliğinden sonra en geç yedi gün içinde Ağır Ceza Mahkemesine itiraz etmelidir.
Anayasa Mahkemesi Başvurusu
- Ağır Ceza Mahkemesinin kararının mahpusa tebliğinden itibaren bir ay içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilir.
AİHM Başvurusu
- AİHM’e yapacak başvurunun kabul edilebilmesi, ancak Anayasa Mahkemesine başvuru yapmak ve bu başvurunun mahpusun aleyhine sonuçlanması halinde mümkün olabilmektedir. AİHM, Anayasa Mahkemesini tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu olarak kabul etmektedir.
- AİHM’e başvuru süresi 4 aydır. Bu süreyi AİHM, başvurunun kendisine ulaştığı tarihi esas alarak belirlediğinden başvurunun yolda geçireceği süreyi de dikkate alarak son ana bırakılmamasını öneririz.
Notlar ve Uyarılar
Notlar:
Mevzuattaki düzenlemelerin içinde bulunduğunuz koşullar açısından yetersiz olduğunu düşünüyorsanız bize bildirmenizi rica ediyoruz. Böylece mevzuatın ve uygulamanın insan hakları odaklı iyileştirilmesi için savunuculuk faaliyetlerimize dahil etmemiz söz konusu olabilecektir.
Denetim mekanizmalarına başvuru yapmak isterseniz sizlere Mahpuslar İçin Haklarım Başvuru Kılavuzunu gönderebiliriz. Eğer internete erişiminiz varsa bu kılavuzu derneğimizin web sayfasında bulabilirsiniz.
Not: Bu bilgi notu 17.12.2023 tarihinde güncellenmiştir.
