Dünya Engelliler Gününde Bir Kere Daha Hatırlatıyoruz!

Türkiye’nin de taraf olduğu BM Engelli Hakları Sözleşmesine göre engelli kişiler eğer herhangi bir süreç sonunda özgürlüklerinden mahrum edildiyse; bunun diğer bireylerle eşit koşullar altında yapılması, engellilerin uluslararası insan hakları hukukuna uygun olarak güvencelere sahip olması ve makul düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Ayrıca mahpuslara muameleye dair asgari standartları belirleyen Nelson Mandela Kuralları uyarınca da hapishane idarelerinin; fiziksel, zihinsel ya da diğer engellilikleri olan mahpusların hapishane yaşamına eşitlik temelinde tam ve etkili bir şekilde erişimini sağlayacak makul barınma koşullarını, tam olarak sağlamak ve o koşullarda düzenlemeler yapmakla yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Ancak;

  • Türkiye hapishanelerinde kaç engelli mahpus olduğuna dair veri tutulmamaktadır, bu nedenle de engelli mahpusların ihtiyaçları tespit edilmemekte ve karşılanması için özel çalışmalar yapılmamaktadır. Oysa 5275 sayılı İnfaz Kanununa göre bunun tespitini yapmak zor değildir,  çünkü mahpusların kuruma ilk kabul muayenelerinde sağlık durumları, özel durumları tespit edilerek dosyalarına eklenmektedir. Ayrıca daha sonra mahpuslar eğer engelli sağlık kurulu raporu almış ise yine bu durum da sağlık dosyalarında yer almaktadır. En azından bu raporlara sahip mahpusların sayısına dair verinin Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünde olması beklenmektedir. Ancak derneğimizin yapmış olduğu bilgi edinme başvurularına ilişkin Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü “istatistik bürosunda veri bulunmamaktadır” demiştir. Bu durum engelli mahpusların görünürlüğünü ve sorunlarını olumsuz etkilediğinden önemlidir. 
  • Hapishanelerin fiziksel yapısı da engelliler için erişilebilir değildir, kapasite fazlalığı ile birlikte fiziksel yapı ayrıca hak ihlallerine neden olmaktadır. Ayrıca ısıtma, aydınlatma ve havalandırma kullanımında engelli mahpuslara özgü düzenleme yapılmamaktadır. İletişim, ziyaret hakkı, telefon hakkı, mektup, dilekçe hakkı, yazılı materyaller, televizyon ve radyodan yararlanma genel düzenlenmiştir. Engelli mahpusun ihtiyacına özgü makul düzenlemeler yapılmamaktadır. Örneğin; görme engelli mahpuslar için mektup alternatifi, işitme engelli mahpuslar için daha fazla görüntülü görüşmeden yararlanma gibi alternatif düzenlemeler yapılmamaktadır.  

5275 sayılı İnfaz Kanununa göre “Hükümlülere, kuruma alındıklarında uygulanacak iyileştirme çalışmaları, disiplin suçları ve cezaları, bilgi edinme ve şikâyet yolları, hak ve sorumlulukları gibi konular ile kurumdaki yaşam biçimine uyum sağlamaları için gereken bilgiler, kurum yöneticileri tarafından sözlü olarak anlatılır ve yazılı olarak tebliğ olunur.” denilmekle “Duyma ve konuşma engellilere işaret diliyle anlatılır. Görme engellilere ise kendi alfabeleri ile yazılmış kitapçık verilir.” denilmektedir. Ancak derneğimizin iletişimde olduğu engelli mahpuslar böylesi bir uygulamanın olmadığını belirtmiştir. Ayrıca yine sadece kuruma kabul sırasında değil hapsetmenin devam ettiği süreçte mahpusların bilgilendirilmesine yönelik başkaca bir husus düzenlenmemiştir. 

  • R Tipi diye adlandırılan ve ağır veya süreğen hastalığı olan, öz bakımını yapamayan ve adli tıp kurumuna sevk edilmiş mahpuslara hizmet veren hapishane sayısı ise sadece 3 tanedir.  Bu hapishanelerin, ağır hasta ve engelli mahpus ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Ayrıca sadece 3 ilde olan engellileri ayrıştıran bu hapishaneler, mahpusların ailelerinden uzak yerlerde olduğundan mahpuslarca zorunlu kalmadıkça tercih edilmemektedir. 
  • Hapishanelerin erişilebilirlik sorunları sadece mahpusları değil engelli mahpus yakınlarını, avukatları ve personelleri de etkilemektedir.  
  • Engelli mahpuslar, sağlık hakkına erişebilmek ve hastaneye gidebilmek için aylarca beklemekte ve genellikle ring araçları ile hastaneye sevkleri yapılmaktadır.  
  • Zihinsel ve psikososyal engelli mahpusların sağlık durumunun ağırlaşmasını engelleyen ve nitelikli tedavi almasını sağlayan tedbirler yeterli değildir, ayrıca bu mahpusların hapishanelerde tutulması yerine uzmanlaşmış tesislerde tedavi edilmelerinin esas olması gerekmektedir. 
  • Ayrıca engelli mahpusların ihtiyaç duyduğu tıbbı ekipmanlar ancak hekim raporuyla onaylanması suretiyle alınabilmektedir. Ancak hapishane idaresi kurum ve kişi güvenliği bakımından sakıncalı görürse bunu mahpusa vermeyebilir. 
  • Yine engelli mahpusların yaşadığı bir diğer sorun ise bürokratik işlemlerin uzaması nedeniyle engelli aylığına ulaşamama ya da geç ulaşmaktadır. Bu nedenle ekonomik durumu iyi olmayan engelli mahpusların hapishaneye girdikten sonra ekonomik soruların derinleşmektedir. Hapishaneden tahliye edildikten sonra mahpuslar tarafından ödenen iaşe bedelleri dışındaki ek gıda ihtiyaçları, televizyon, buzdolabı gibi elektrikli aletlerin elektrik faturaları, temizlik malzemelerinin büyük bir kısmı, içme suyu ve giysi gibi ihtiyaçların neredeyse tamamını karşılamakla yükümlü mahpusların engelli aylığına ulaşamaması kendileri için oldukça ciddi sorunlar yaratmaktadır. 
  • Engelli mahpuslar için hapsetmenin alternatifleri esas yöntem değildir, 5275 Sayılı İnfaz Kanununda “hayatını yalnız idame ettiremeyen” mahpusun iyileşinceye kadar infazının geri bırakılacağı düzenlenmiştir. ancak burada da toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağının değerlendirilmesi şartı getirilmiştir.  Bazı hallerde denetimli serbestlikten yararlanması istenen mahpuslar için de Adli Tıp Kurumunca hayatını yalnız başına idame ettirememe şeklinde rapor alınması gerektiği düzenlenmiştir.  Ancak derneğimizin daha evvel açıkladığı üzere İnfaz Kanununun 16. maddesi ve ATK’ya atıf yapan maddelerinde değişikliğe gidilmesi gerekmektedir.  Zira üniversiteler ile eğitim ve araştırma hastanelerinden alınan raporların infazın ertelenmesi için yeterli olmaması, Klinik kararlarla ilgili süreçlerin Mandela Kurallarında da öngörüldüğü gibi yeterli nitelikte, tam bir klinik bağımsızlıkla hareket eden uzmanlar heyetinin katılımı ve denetimine açık olmaması hususları sorunludur.

Sonuç olarak; kapatılma alanlarının zaten zor olan koşullarının yanında engelli mahpuslar özel ihtiyaçları ve haklarının dikkate alınmadığı ortamlarda hapsedilmekte olduğunu 3 Aralık Dünya Engelliler Gününde bir kere daha hatırlatmak ve ayrımcılık temelli bu hak ihlallerinin giderilmesi ve düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirtmek isteriz.