Kamuoyunda “kuyu tipi” olarak bilinen yeni nesil yüksek güvenlikli hapishanelerden Antalya Döşemealtı Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde tutulan Gürkan Türkoğlu, uygulanan ağır tecrit ve izolasyon koşullarına karşı başlattığı açlık grevinin ardından bulunduğu Antalya Şehir Hastanesi’nde 5 Temmuz 2026 tarihinde yaşamını yitirdi.
CİSST olarak Gürkan Türkoğlu’nun ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
Açlık grevi 266 gün süren Türkoğlu’nun kuyu tipi olmayan bir hapishaneye sevk edilme talebi uzun süre karşılanmadı. Sağlık durumunun ağırlaşması üzerine Nisan 2026’da Antalya Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Avukatlarının açıklamalarına göre hastanede rızası dışında tıbbi müdahaleye maruz bırakıldı ve yoğun bakım ünitesine alındı. Sevk talebinin kabul edilmesinin ardından açlık grevini sonlandırmasına karşın sağlık durumu nedeniyle hastaneden ayrılamadı ve yaklaşık üç ay boyunca yoğun bakımda kaldı. Bu süreçte ailesi ve avukatları, sağlık durumuna ve uygulanan tıbbi işlemlere ilişkin yeterli bilgiye erişemediklerini, bağımsız hekimler tarafından değerlendirme yapılmasına izin verilmediğini ve hastanede yürütülen sürecin şeffaf biçimde izlenemediğini dile getirdi.
Gürkan Türkoğlu’nun yaşamını yitirmesi, ölümünün tüm yönleriyle etkili, bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu kapsamda, açlık grevine neden olan tutulma koşulları, kuyu tipi olmayan bir hapishaneye sevk talebinin neden sağlık durumu ağırlaşıncaya kadar karşılanmadığı, hastanede yürütülen tıbbi sürecin hasta hakları ve tıp etiği ilkelerine uygun yürütülüp yürütülmediği ile aile ve avukatların sağlık durumuna ilişkin yeterli bilgiye erişemediği ve bağımsız hekimlerin değerlendirme yapamadığı yönündeki iddialar açıklığa kavuşturulmalıdır. Yetkili makamlar, bu sürece ilişkin yürüttükleri işlemler ve soruşturmanın sonuçları hakkında kamuoyunu açık biçimde bilgilendirmelidir. Bu yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirilmesi, benzer olayların önlenmesi ve hesap verebilirliğin sağlanması bakımından hayati önemdedir.
Türkoğlu’nun açlık grevi, yüksek güvenlikli hapishanelerde uygulanan tutulma rejiminin insan hakları bakımından doğurduğu ciddi sorunları da bir kez daha göstermiştir. Türkiye’de bugün 22 Yüksek Güvenlikli, 12 Y Tipi ve 7 S Tipi hapishane bulunmaktadır. Doğal ışık, temiz hava ve dış dünyayla görsel teması sınırlayan mimari yapıları ile mahpusları büyük ölçüde tek başına tutmaya dayalı infaz rejimi nedeniyle bu hapishaneler “kuyu tipi” olarak anılmaktadır. Bu hapishanelere ilişkin CİSST’e gelen başvurularda, hücrelerden doğrudan havalandırmaya çıkılamadığı; yüksek duvarlarla çevrili, gökyüzüyle teması büyük ölçüde kesilen havalandırma alanlarına erişimin son derece sınırlı olduğu belirtilmektedir. Aktarımlara göre, odalar ve ortak alanların sürekli kamera gözetimi altında tutulmakta ve çoğu pencerede bulunan elek teller doğal ışığı ve temiz havayı sınırlandırmaktadır. Mahpuslar, aileleri, avukatları ve insan hakları örgütleri uzun süredir bu tutulma rejiminin fiziksel ve ruhsal sağlık üzerindeki etkilerine ve uluslararası insan hakları standartlarıyla bağdaşmadığına dikkat çekmektedir.
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) olarak, mahpusların yaşam haklarını tehlikeye atan, onları ağır bir sosyal ve fiziksel izolasyona tabi tutan bu infaz rejimine derhal son verilmesi çağrısında bulunuyoruz. İnsan onuruna aykırı olan ve işkence ile diğer zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı bakımından ciddi riskler doğuran kuyu tipi hapishanelerdeki tecrit uygulamaları terk edilerek, uluslararası insan hakları standartlarına uygun bir infaz yapısı tesis edilmelidir. Devlet gözetimi altındaki her mahpusun yaşamından ve sağlığından birinci derecede sorumlu olan Adalet Bakanlığı’nı ve ilgili tüm kamu makamlarını, yeni can kayıplarının önüne geçmek için acilen somut adımlar atmaya davet ediyoruz. Sürecin ve hapishanelerdeki hak ihlallerinin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST)





