CİSST olarak, İzmir Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nde “kimlik kartı” uygulamasını kabul etmeyen mahpusların açık ve kapalı görüş, telefon, hastane sevkleri ve sağlık hizmetlerine erişimlerinin engellendiğine; avukat görüşleri sonrasında ise disiplin soruşturmaları başlatıldığına ilişkin iddialardan kaygı duyuyoruz.
Kamuoyuna yansıyan bilgiler, söz konusu uygulamanın yalnızca idari bir düzenleme olmaktan çıkarak mahpusların temel haklarına erişimini engelleyen fiili bir yaptırım mekanizmasına dönüştüğünü düşündürmektedir. Görüş ve telefon hakkının aylar boyunca kullandırılmaması, mahpuslar açısından ağır bir iletişim kısıtlaması ve fiili izolasyon sonucu doğurmaktadır. Avukat görüşü sonrasında “kimlik kartı” kullanılmadığı gerekçesiyle disiplin soruşturmaları başlatıldığı yönündeki iddialar da savunma hakkı bakımından ciddi kaygılar yaratmaktadır.
Tuğçenur Özbay’ın “kimlik kartı” uygulamasına karşı başlattığı açlık grevi 22 Mayıs itibarıyla 114. gününe ulaşmıştır. Bu sağlık hakkı ve yaşam hakkı bakımından son derece ciddi ve geri dönülmez riskler yaratmaktadır. Açlık grevlerinde yetkililerin yükümlülüğü, insan hakları ihlallerini derinleştirmek değil; diyalog kanallarını işletmek, sağlık hizmetlerine kesintisiz erişimi sağlamak ve yaşam hakkını koruyacak önlemleri almaktır.
Özgürlüğünden yoksun bırakılmak, kişinin diğer temel haklarının bütünüyle ortadan kaldırılması anlamına gelmemektedir. Mahpusların haberleşme, sağlık ve savunma hakları; Anayasa ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları standartları kapsamında korunmaktadır. Mandela Kuralları ve Avrupa Cezaevi Kuralları uyarınca güvenlik ve kurum düzeni gerekçesiyle uygulanan tedbirler, mahpusların haberleşme, savunma ve sağlık haklarını fiilen ortadan kaldıracak veya mahpuslar üzerinde fiili cezalandırma sonucunu doğuracak biçimde uygulanamaz.
Mahpusların sağlık hizmetine erişimi hiçbir koşulda engellenmemeli; avukat görüşü, aile görüşü ve iletişim hakları idari yaptırım aracına dönüştürülmemelidir. Temel haklara erişimin idari uygulamaların kabulüne bağlanması; ölçülülük, hukuki belirlilik ve insan onuruna saygı ilkeleri bakımından ciddi sorunlar doğurmaktadır. Uygulamanın kapsamı, hukuki dayanağı ve sınırları konusunda kamuoyuna açık ve şeffaf bilgilendirme yapılması gerekmektedir.
Yetkili kurumları;
- “Kimlik kartı” uygulaması gerekçe gösterilerek mahpusların temel haklara erişimlerinin engellenmesine son vermeye,
- Açlık grevindeki mahpusun sağlık durumuna ilişkin acil ve bağımsız tıbbi değerlendirme süreçlerini işletmeye,
- Disiplin süreçlerinin savunma ve iletişim hakları üzerinde baskı aracına dönüşmesini engellemeye,
- Bağımsız izleme ve başvuru mekanizmalarının etkili biçimde işletilmesini sağlamaya çağırıyoruz.
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST)





