BASINA VE KAMUOYUNA DUYURU
Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şubesi, Özgürlük için Hukukçular Derneği Ankara Şubesi, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) temsilcilerinden oluşan bir heyet, Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan mahpuslardan gelen çok sayıda başvuru üzerine hapishaneyi ziyaret etmiş ve çok sayıda kadın mahpusla görüşmüştür. Mahpusların aktarımları, hapishanede sistematik ve süregelen ağır hak ihlallerinin yaşandığı ve bu ihlallerin kendine zarar verme ve intihar girişimlerine yol açtığı yönünde iddialar içermektedir. Bu aktarımlar, mahpusların yaşam hakkı ile fiziksel ve ruhsal bütünlüklerinin korunması konusunda ciddi kaygılar doğurmaktadır. Bu basın açıklaması, heyetin tespitlerini ve sürece dair kaygılarını kamuoyuna aktarmak amacıyla hazırlanmıştır.
Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda yakın zamanda 23 yaşında bir kadın mahpusun yaşamını yitirdiği, son olayla birlikte yalnızca 2026 yılında toplam 4 kadının yaşamını yitirdiği aktarımları, sürecin öngörülebilir ve önlenebilir olduğuna işaret eden ciddi bulgularla birlikte değerlendirilmelidir. Kamu makamının koruma ve önleme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği ciddi bir şekilde sorgulanmalıdır. Başvurularda, yaşamını yitiren mahpusun ölümünden önce psikolojik destek talebinde bulunduğu, ancak bu talebin hapishane psikoloğu tarafından karşılanmadığı ileri sürülmektedir. Müdahale ve hastaneye sevk süreçlerinde tıbbi ihmaller yaşanmış olabileceği ve olay sonrasında yürütülen idari soruşturma kapsamında tanık mahpusların beyanlarının tutanaklara eksik veya hatalı yansıtıldığı yönünde iddialar da bulunmaktadır. Adli ve idari soruşturmaların seyrine ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgilerin sınırlı olması, bu iddiaların açıklığa kavuşturulması ve süreçlerin şeffaf, bağımsız ve etkili biçimde yürütülmesi ihtiyacını ortaya koymaktadır.
Heyetin görüştüğü kadın mahpusların aktarımları, hapishanede temel haklara erişimde engeller yaşandığı, taleplerin sıklıkla karşılıksız bırakıldığı ve başvuru mekanizmalarının etkili işlemediği yönünde iddialar içermektedir. Bu iddiaların, mahpusların ruhsal iyilik hâli üzerindeki olası etkileri ve intihar girişimleriyle ilişkisi bakımından incelenmesi gerekmektedir. Mahpuslar; sağlık hizmetlerine erişim, aileleri ve çocuklarıyla görüşme ve koğuş değişikliği gibi taleplerinin uzun süre karşılanmadığını, bazı durumlarda ise ancak kendilerine zarar vermelerinin veya bu yönde girişimlerde bulunmalarının ardından taleplerinin yerine getirildiğini ileri sürmektedir. Hapishane müdürünün mahpuslara jilet verdiği ve kendilerine zarar vermeye teşvik ettiği yönünde iddialar da aktarılmıştır. Bu kapsamda bir mahpus, koğuş değişikliği talebinin karşılanmaması üzerine hapishane müdürünün kendisine mazgaldan jilet attığını, kendisini yaralamasının ardından ise talebinin kabul edildiğini belirtmiştir. Bir başka mahpus da aynı müdürün başka bir mahpusa “Siz kimsiniz lan, sizi burada öldürürüm” şeklinde hakaret ve tehditte bulunduğuna tanık olduğunu aktarmıştır. Bu iddialar ile mahpusların kendilerine zarar verme davranışları, intihar girişimleri, yaşam kayıpları veya kalıcı sağlık sorunları arasında olası bir bağlantı bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Söz konusu iddialar bağımsız ve etkili bir biçimde araştırılmalıdır.
Mahpusların en temel taleplerini ancak zarar gördükten sonra duyurabilmesi, Birleşmiş Milletler Mahpuslara Muameleye Dair Asgari Standart Kuralları (Mandela Kuralları) ve kadın mahpuslara yönelik özel düzenlemeler içeren Bangkok Kuralları başta olmak üzere uluslararası insan hakları standartlarıyla açıkça çelişmektedir. Devletin gözetimi altındaki her mahpusun yaşamını ve sağlığını koruma yükümlülüğü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkını güvence altına alan 2. maddesi ile işkence ve kötü muamele yasağını düzenleyen 3. maddesinden, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkından doğmaktadır. Psikolojik olarak kırılgan ve kendine zarar riski taşıyan mahpuslara yönelik idari yaklaşımın cezalandırıcı değil koruyucu olması esastır.
Mahpusların aktarımları, sağlık hizmetlerine erişimde çeşitli sorunlar yaşandığına işaret etmektedir. Kadına özgü sağlık ihtiyaçlarının (jinekolojik tarama, hormonal tedaviler ve hijyen malzemeleri gibi) uzun süre karşılanmadığı, ücretsiz dağıtılan pedlerin niteliğinin yetersiz olduğu ve regl döneminde uygulanan kıyafet kotasının kendilerini zorladığı mahpuslar tarafından dile getirilmiştir.
Mahpusların aktarımlarına göre, kronik hastalığı bulunan bir mahpusun ilacına erişimi ağzını açması koşuluna bağlanmış ve bu talebe karşı çıkması üzerine hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Koğuşta yaşandığı bildirilen bir intihar olayının ardından cama yumruk atarak yaralanan bir mahpusun ise ameliyat sonrası fizik tedavi ve ilaç taleplerinin aylarca karşılanmadığı ileri sürülmektedir. Aynı mahpusun, elinde cam parçası kaldığını bildirmesine rağmen görevli personelin talebini “oraya sakız ya da ağda yapıştır çek” diyerek geri çevirdiği aktarılmıştır. Ayrıca, gebelik veya ileri yaş gibi durumlar gözetilmeksizin hastaneye sevk edilen tüm mahpuslara kelepçe takıldığı ve ilaçların ulaştırılmasındaki gecikmelerin düzenli tedaviye erişimi aksattığı yönünde iddialar bulunmaktadır.
Mahpusların aktarımlarına göre, 24 kişilik kapasiteye sahip bir koğuşta 34 mahpus tutulmakta, yer bulamayan mahpuslar tuvalet ve banyo önüne serilen yataklarda yatmak zorunda kalmaktadır. Hapishanenin diğer koğuşlarında da benzer kapasite aşımı ve barınma sorunları yaşandığı ileri sürülmektedir. Ayrıca, koğuşta yaşanan bir tartışma gerekçesiyle koğuştaki tüm mahpuslara toplu olarak hücre cezası verildiği ve bu cezanın 5–17 Temmuz 2026 tarihleri arasında, mahpuslar havalandırmaya dahi çıkarılmadan infaz edildiği iddia edilmektedir. Bu süreçte bazı mahpusların verilen yemekten zehirlendikleri ve kusma ile ishal şikâyetlerine rağmen tıbbi müdahale yapılmaksızın hücrede tutulmaya devam edildikleri yönünde aktarımlar da bulunmaktadır.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış olan mahpusların atölye, kurs ve sohbet hakkından tamamen yararlandırılmadığı, spor faaliyetlerinin haftada yalnızca 45 dakikayla sınırlı tutulduğu; 2023 yılında hapishane müdürlüğüne yeni bir yöneticinin atanmasının ardından bu mahpusların çalışma hakkının fiilen ortadan kaldırıldığı aktarılmıştır. Birbirine husumeti bilinen mahpusların aynı koğuşa yerleştirildiği de ifadeler arasındadır.
Öte yandan, İdare ve Gözlem Kurullarının (İGK) yeterli hukuki gerekçeye dayanmadığı ileri sürülen kararlarıyla siyasi kadın mahpusların koşullu salıverilmelerinin 3, 6, 9 ve 12 aylık sürelerle tekrar tekrar ertelendiği aktarılmaktadır. Benzer uygulamaların başka hapishanelerde de yaşandığına ilişkin iddialarla birlikte değerlendirildiğinde, Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki bu kararların hukuki dayanaklarının ve gerekçelerinin incelenmesi gerekmektedir. Hâlihazırda 9 siyasi kadın mahpusun tahliyesinin bu kararlar nedeniyle ertelendiği yönündeki aktarımlar; infazın öngörülebilirliği ve hukuki güvenlik açısından ciddi kaygılar doğurmaktadır. Bu iddialar, AİHS’in 5. maddesinde güvence altına alınan özgürlük ve güvenlik hakkı ile 7. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi bakımından değerlendirilmelidir.
Tüm bu aktarımlar, Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda dile getirilen sorunların münferit ihmallerin ötesinde, sağlık, barınma, disiplin ve idari uygulama alanlarında süreklilik gösteren hak ihlallerine işaret edebileceği yönünde ciddi kaygılar doğurmaktadır. Kamu makamlarının risk altındaki mahpusları koruma, gözetme ve ihtiyaç duydukları tedaviye erişimlerini sağlama yükümlülükleri çerçevesinde, aktarılan olaylarda gerekli koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınıp alınmadığının araştırılması gerekmektedir.
Başta Adalet Bakanlığı olmak üzere tüm yetkilileri acilen:
- Hayatını kaybeden mahpusun ölümüne ilişkin adli ve idari soruşturmaların bağımsız, etkili ve şeffaf biçimde yürütülmesini ve sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasını sağlamaya,
- Hapishane müdürü hakkındaki kendine zarar vermeye ve intihara teşvik, jilet verme, hakaret ve tehdit iddialarının ivedilikle ve bağımsız bir şekilde soruşturulmasına, soruşturma süresince müdürün görevden uzaklaştırılmasına ve sonucun kamuoyuyla paylaşılmasına,
- Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu başta olmak üzere tüm hapishanelerde sağlık, barınma ve disiplin uygulamalarının bağımsız kurumlarca (TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, Kamu Denetçiliği Kurumu, işkenceyi önleme mekanizmaları) düzenli ve habersiz biçimde denetlenmesini sağlamaya,
- Mahpusların yasal taleplerine kendilerine zarar vermeden erişebilmelerini sağlayacak etkili, erişilebilir ve hesap verebilir bir başvuru mekanizmasını hayata geçirmeye,
- Kadın mahpusların cinsiyete özgü sağlık ve hijyen ihtiyaçlarının uluslararası standartlara (Bangkok Kuralları) uygun biçimde karşılanmasını sağlamaya,
çağırıyoruz.
Sincan Kadın Hapishanesi’nde tutulan mahpuslar için adalet sağlanana ve sistematik hak ihlalleri sona erene kadar sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.
Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şubesi
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST)
İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi
Özgürlük için Hukukçular Derneği Ankara Şubesi
Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.





