Kanun Yararına Bozma

İçindekiler

Kanun yararına bozma, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş ve hatta infaz edilmiş mahkeme ya da hakimlik kararlarına karşı bu kararların usul ya da esas yönünden yeniden incelemesi için bir yöntemdir. Özellikle haksız biçimde verilen ve Terörle Mücadele Kanunu madde 17’nin uygulanmasına neden olan hücre hapsi cezalarına karşı başvurulabilecek bir yoldur.

“Kanun yararına bozma” olağanüstü bir kanun yoludur. 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir:

Hukuki Düzenleme

Kanun Yararına Bozma

Madde 309

Adalet Bakanlığının Başvurusu

(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.

(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.

(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.

Bozma Nedenleri ve Sonuçları

(4) Bozma nedenleri:

a) Davanın Esasını Çözmeyen Kararlarda

a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.

b) Savunma Hakkını Kısıtlayan Durumlar

b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.

c) Beraat ve Davanın Esasını Çözen Kararlar

c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.

d) Doğrudan Yargıtay Kararı

d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.

(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Kanun Yararına Başvurması

Madde 310

(1) 309 uncu maddede belirtilen yetki, aynı maddenin dördüncü fıkrasının (d) bendindeki hâllere özgü olmak üzere ve kanun yararına olarak re’sen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından da kullanılabilir.

(2) 309 uncu madde gereğince Adalet Bakanlığı tarafından başvurulduğunda bu yetki, artık Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kullanılamaz.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.

Yargıtayın ceza dairesi, ileri sürülen nedenleri yerinde görürse karar veya hükmü kanun yararına bozar.

Kanun Yoluna Başvuru Şartları

Kanun yoluna başvurmanın ön koşulu, hakkında başvuru yapılacak kararın temyiz ya da istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmesidir.

İstinaf ya da temyiz yolu öngörülmeyip itiraza tabii kararlar için “kanun yararına bozma” yoluna başvurmak, biraz daha önemli olmaktadır. Zira itiraz mercii ilk derece mahkemelerdir ve bu denetim aslen temyiz veya istinaf incelemesi kriterlerine sahip değildir. İtiraz sonucu verilen kararlarda birbiriyle çelişen hükümler söz konusu olmaktadır.

İnfaz Hukuku Açısından Önemi

İnfaz hukukunda istinaf ve temyiz yolu öngörülmemiştir. İnfaz hakimliğinin kararına itiraz usulüyle kanun yoluna başvurulmuş olur. İnfaz hakimliğinin kararını inceleyen ağır ceza mahkemesinin verdiği karar kesindir. Ağır ceza mahkemelerinin verdiği onama kararları, çoğunlukla gerekçesizdir ve aynı konuda birbiriyle çelişen kararlarla karşılaşılmaktadır. Bu sebeple bu ikiliği gidermek için kanun yararına bozma, tavsiye edilen bir yöntemdir. Böylelikle kararların Yargıtay tarafından incelenmesi mümkün olur. Bu kanun yolu ile Yargıtay’a kanunları yorumlayarak içtihat birliği oluşturma olanağı verilmektedir.

Başvuru Yapılabilecek Kararlar

Kanun yararına bozma talep edilecek mahkeme ya da hakimlik kararları eğer itiraza tabii kararlardansa itiraz yoluna ister başvurulmuş isterse başvurulmadan karar kesinleşmiş olsun kanun yararına bozma talep edilebilir (Kararı, infaz hakimliği ya da müddetname ve hükmün infazı ile ilgili durumlarda yargılamayı yapan mahkeme vermiş olabilir). İstinaf ya da temyiz hakkı olan kararlarda da istinaf/temyiz yoluna başvurulmadığı için kesinleşen kararlar yönünden kanun yararına bozma talep edilebilir.

İnfaz Hukuku Açısından Uygulama

İnfaz hukuku açısından özellikle haksız biçimde verilen ve birbirleriyle çelişen disiplin cezaları yönünden kanun yararına bozma yoluna başvuru denenebilir. Kanun yararına bozma talebi için dilekçe yazarken verilen hükme hangi sebeplerle itiraz edildiğini ve özellikle varsa mahpus hakkında verilen kararla çelişen kararların belirtilmesi yararlı olur.

Önemli Uyarılar

Ancak iki şeye tekrar vurgu yapmak gerek:

Süre Konusu

Kanun yararına bozma başvurusu mahpusun kaçırdığı süreleri eski hale getirmez. (Özellikle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru açısından)

İtiraz Şartı

Verilen disiplin cezasına hiç itiraz edilmezse bu bir idari karar olarak kaldığından, hakimlik ya da mahkeme tarafından verilmediğinden mahpusun kanun yararına bozma yoluna başvurması mümkün olmayacaktır. Mahpus disiplin cezasına itiraz ettiğinde artık bunu infaz hakimliği inceleyip karara bağlayacağı için artık mahpus verilen karar hakkında kanun yararına bozma yoluna başvurabilir.

Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru İle İlişkisi

Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru konusunda verdiği kararda (Başvuru Numarası 2013/1751 Karar Tarihi 13/6/2013) bu hususu şu şekilde açıklamıştır:

13. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvuru süresi ve mazeret” başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkraları şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği ve buna ilişkin kararın kesinleştiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

14. Bireysel başvuruların, 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.

Ceza muhakemesi hukukunda 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi gereğince hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtayca bozulmasını isteme hakkı yalnızca Adalet Bakanlığının takdirine bırakılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun kanun yararına bozma yoluna gidilmesi istemi, sadece Adalet Bakanlığının takdirini harekete geçirmeye yönelik bir taleptir. Bu kapsamda yapılan başvurular bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken bir yol olarak kabul edilmediğinden, bu yola gidilmesinin bireysel başvuru süresi üzerinde herhangi bir etkisi olmayacaktır.

Somut olayda başvuru yolu, Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/10/2012 tarihinde başvurucunun itirazını reddetmesi ile tüketilmiş ve ret kararı başvurucuya 14/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Dolayısıyla başvuru yolunun tüketildiği tarihin, nihai kararın tebliğ tarihi olan 14/11/2012, bireysel başvuru tarihinin de 22/2/2013 olduğu gözetildiğinde bireysel başvuru için öngörülen otuz günlük sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Başvurucunun bu ara dönemde 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı kanun yararına bozma yoluna müracaat etmesi bu süreyi durdurmadığı gibi tüketilmesi gereken bir kanun yolu olmadığı için başvuru süresinin başlangıç tarihini de değiştirmeyecektir.

Açıklanan nedenlerle, başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “süre aşımı” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir…

Eş Zamanlı Başvuru İmkanı

Mahpus, hakkın verilen karara ilişkin aynı zamanda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru da yapmak istiyorsa iç hukuktaki başvuru yollarını tüketmek ve hükmün tebliğinden itibaren bir aylık hak düşürücü süreyi kaçırmaması gerekmektedir. Kanun yararına bozma, olağanüstü kanun yolu olduğu için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmak için kanun yararına bozma başvurusunda bulunmak aranmaz.

Aynı anda hem kanun yararına bozma hem de Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilir. Kanun yararına bozma Yargıtay tarafından hükmün esas ve usul yönünden incelendiği bir kanun yoludur ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılırken bu karara karşı “kanun yararına bozma yoluna” da başvurulduğunun belirtilmesi yeterli olacaktır.

Başvuru Süreci ve Usul

Başvuru Mercileri

Kanun yararına bozma talebi Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yapılabilir, başvuru esas ya da usul yönünden ciddi bulunursa bu karar incelenmek üzere ilgili Yargıtay Ceza Dairesine gönderilir. Yargıtay’ın vereceği karara karşı başvuruyu yapanın itiraz hakkı yoktur. Kaldı ki “kanun yararına bozma” talepleri aslında ihbar niteliği taşımaktadır, ilgili kişi haksız bir hükmü Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmektedir, bunun dışında başvuru yapana sürece dahil olma imkanı tanınmamıştır.

Bakanlığın Değerlendirme Yükümlülüğü

Bununla birlikte Bakanlık, yapılan dayanaklı başvuruyu keyfi olarak da reddedemez. İlgilinin doğrudan meseleyi Yargıtay’a kendi adına götürebilme hakkı olmadığına göre, Bakanlık başvuruyu maddi hakikate ve adalete ulaşmada son nokta olması nedeniyle ciddi şekilde gözden geçirmelidir. Başvuru keyfi olarak reddedildiğinde, ilgilinin idari nitelik taşıyan bu ret kararının iptali için idari yargı yoluna (Danıştay’a) başvurabilme hakkı vardır. Aksi halde, “hukuk devleti” ilkesi ve hak arama hürriyetinin önü kapatılmış olur. İdari yargı, kanun yararına bozmaya konu başvuru dilekçesinin içeriği ve işin esası hakkında karar veremeyecek olsa da kanun yararına bozma yolunun şartlarının oluşup oluşmadığını, Bakanlığının keyfi ve somut gerekçeden uzak karar verip vermediğini ve bu sırada başvurucunun haklı olup olmadığını inceleyip değerlendirme yetkisi olduğu kabul edilmektedir.

Sonuç ve Etkiler

Kanun yararına bozma talebiniz yerinde görülürse Yargıtay ilgili Ceza Dairesi mahkûmiyet kararının bozulmasına hükmeder ve eğer hukuka aykırılık nedeni mahkumiyet kararının kaldırılması veya daha az cezaya hükmedilmesini gerektiriyorsa doğrudan uyuşmazlık hakkında karar verir. Disiplin cezasının iptali için özellikle esas ve usulden hatalı hücre hapsi kararlarına karşı gidilebilecek bir kanun yolu olarak bu başvurular önem arz eder.

Başvuru Öncesi Dikkat Edilecek Hususlar

Kanun yararına bozma talebinde bulunmadan önce Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan 01/01/2016 tarih 16 no’lu “Kanun Yararına Bozma Taleplerinde Uyulması Gereken Usul ve Esaslar” konulu genelgedeki hususlara dikkat edilmelidir.

(Adalet Bakanlığı sitesinde yer alan “Kanun Yararına Bozma Sıkça Sorulan Sorular ve Cevaplar” başlığındaki soru ve cevaplar, daha genel bir bakış açısı oluşturmak için bu bilgilendirmeye eklenmiştir. Bakanlık sayfasındaki bilgiler güncellenip değişebilmektedir, güncel soru cevap bölümüne erişmek için tıklayınız.)

Sıkça Sorulan Sorular

1- Kanun Yararına Bozma Yoluna Başvuru Mahallinde Reddedilebilir mi?

Soru: Kanun yararına bozma yoluna başvuru mahallinde reddedilebilir mi?

Cevap: Reddedilemez. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/1. maddesi uyarınca söz konusu yetki münhasıran Adalet Bakanlığı’na verilmiş bir yetki olup, kanun yararına bozma başvurularının mahallinde değerlendirilerek reddedilmesi mümkün değildir.

2- Kanun Yararına Bozma Yoluna Başvurulması Hükmün İnfazını Durdurur mu?

Soru: Kanun yararına bozma yoluna başvurulması hükmün infazını durdurur mu?

Cevap: Durdurmaz. Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğunda infazın durması isteniyorsa bu konuda yetkili mahkemeden talepte bulunmak gerekir. Mahkeme infazın durdurulmasına karar verirse ancak o zaman infaz durur. İnfazı durdurup durdurmamak mahkemenin takdirindedir.

3- Yargıtay Kararlarına Karşı Direnme

Soru: Kanun yararına bozma başvurusu sonucunda Yargıtay tarafından verilen kararlara karşı mahkemelerce direnme kararı verilebilir mi?

Cevap: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/5. maddesi uyarınca direnme kararı verilemez.

4- Usulden Red Edilen Temyiz Kararları

Soru: Yargıtay’ın esastan incelemediği, temyiz başvurusunu usulden reddettiği kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulabilir mi?

Cevap: Evet başvurulabilir. Zira bu durumda kararın esası Yargıtay incelemesinden geçmemiştir.

5- İdari Kararlar ve Kovuşturmama Kararları

Soru: Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından verilen ve itiraz edilmeyen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar, idari yaptırım kararları vb. kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulabilir mi?

Cevap: Hayır başvurulamaz. Ancak mahkeme veya hakim kararları kanun yararına bozma incelemesine konu edilebilir.

Notlar ve Uyarılar

Notlar:

Mevzuattaki düzenlemelerin içinde bulunduğunuz koşullar açısından yetersiz olduğunu düşünüyorsanız bize bildirmenizi rica ediyoruz. Böylece mevzuatın ve uygulamanın insan hakları odaklı iyileştirilmesi için savunuculuk faaliyetlerimize dahil etmemiz söz konusu olabilecektir.

Denetim mekanizmalarına başvuru yapmak isterseniz sizlere Mahpuslar İçin Haklarım Başvuru Kılavuzunu gönderebiliriz. Eğer internete erişiminiz varsa bu kılavuzu derneğimizin web sayfasında bulabilirsiniz.

Not: Bu bilgi notu 17.12.2023 tarihinde güncellenmiştir.

İlgili Dilekçeler
Facebook
Twitter
WhatsApp
Email

Sitede Arayın