İstanbul’da Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar ile Tutuklu Aileleriyle Dayanışma Derneği (TUAD) üyelerine yönelik 28.01.2026 tarihinde görülen davada verilen mahkûmiyet kararlarını kaygıyla takip ediyoruz.
Kamuoyuna yansıyan bilgilerden ve yargılama sürecinde ortaya konulan iddialardan görüldüğü üzere, söz konusu dosyada avukatlık faaliyetleri, mahpuslarla kurulan mesleki ve insani temaslar ile hapishanelerde yaşanan hak ihlallerinin izlenmesi ve görünür kılınmasına yönelik çalışmalar cezalandırmaya konu edilmiştir. Hapishaneler, doğası gereği kapalı ve dış denetime son derece sınırlı alanlardır. Bu alanlarda yaşanan hak ihlallerinin ortaya çıkarılabilmesi; avukatların mesleki faaliyetlerine, sivil toplumun izleme çalışmalarına ve mahpus yakınlarının örgütlü biçimde seslerini duyurabilmelerine doğrudan bağlıdır. Bu aktörlerin kriminalize edilmesi, ceza infaz sisteminin şeffaflığını ve hesap verebilirliğini ciddi biçimde zedelemektedir.
Mahpus yakınları, hapishanelerdeki yaşam koşulları ve sistematik hak ihlallerine ilişkin en temel ve doğrudan bilgi kaynaklarından biri olmanın yanı sıra, bu ihlallerin yarattığı sonuçlardan doğrudan etkilenmektedir ve bu nedenle hak arama mücadelesinin doğrudan öznesi olan kişilerdir. Mahpus yakınlarının, ceza infaz kurumlarında yaşanan ihlallere karşı örgütlü biçimde hak arama ve dayanışma faaliyetleri yürütmesinin cezalandırılması; bireysel sorumluluk ilkesini ihlal eden, aile bağları üzerinden genişletilen bir kolektif cezalandırma pratiği niteliği taşımaktadır. Bu yaklaşım mahpuslar ve yakınlarının ikincil cezalandırılması anlamına gelmekte, mahpus yakınlarını hedef almakta ve aynı zamanda toplumun hapishaneler konusunda mahpus yakınları aracılığı ile bilgi edinme hakkını engellemekte, hapishanelerin demokratik denetimini ve yaşanan hak ihlallerinin görünür kılınmasını fiilen ortadan kaldırma riski taşımaktadır.
Ceza infaz sisteminde sivil denetim mekanizmalarının zayıflatılması; kötü muamele, işkence, keyfi disiplin uygulamaları ve ayrımcı infaz pratikleri gibi ağır hak ihlallerinin görünmezleşmesine yol açmaktadır. Hapishanelerle çalışan avukatların ve sivil toplum aktörlerinin hedef alınması, bu riskleri daha da derinleştirmektedir.
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) olarak, hapishanelerle ilgili çalışan avukatların, sivil toplum örgütlerinin ve mahpus yakınlarının hak temelli faaliyetlerinin korunmasının, hukuk devleti ve insan onuruna dayalı bir infaz sistemi için vazgeçilmez olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.
Bu alanda yürütülen meşru faaliyetlerin cezalandırılmasına son verilmesi ve ceza infaz sisteminin sivil denetime açık, şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulması çağrısında bulunuyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST)





