Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasa’ya İlişkin Görüş ve Değerlendirmelerimiz

Yasanın Mahpus Hakları Bakımından Önemi

10 Ağustos 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu tarafından kabul edilen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasa, çatışmanın sona erdirilmesi ve demokratik siyasetin güçlendirilmesi yönündeki sürece yasal bir zemin oluşturması bakımından önemli bir başlangıç niteliğindedir.

Düzenlemenin mahpus hakları bakımından doğuracağı sonuçlar ise büyük ölçüde nasıl uygulanacağına bağlıdır. Uygulamanın gecikmesi, hükümlerin farklı merciler tarafından farklı biçimlerde yorumlanması ve yeterince denetlenmemesi mahpuslar açısından belirsizliklere ve hak kayıplarına yol açabilir. Kişi özgürlüğünü doğrudan ilgilendiren bu düzenlemenin gecikmeden, eşit, öngörülebilir ve insan hakları temelli biçimde uygulanması gerekir.

Yasanın Uygulanmaya Başlaması Geciktirilmemelidir

Yasada öngörülen düzenlemelerin uygulanması, örgütün fiilî varlığına son verdiğinin ve kontrolündeki bütün silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesine ve bu tespiti teyit eden Millî Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasına bağlanmıştır. Ancak bu işlemlerin hangi süre içinde tamamlanacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu belirsizlik, mahpusların yasada öngörülen düzenlemelerden yararlanmasını geciktirebilir.

Kişi özgürlüğünü doğrudan ilgilendiren bir düzenlemenin uygulanmaya başlaması, süresi belirsiz bir idari sürece bırakılmamalıdır. Gerekli tespit ve karar işlemleri gecikmeden tamamlanmalı ve yasa bir an önce uygulanabilir hâle getirilmelidir.

Uygulama başladıktan sonra mahpuslara ve avukatlarına, yasadan yararlanma koşulları ile bildirimin hangi süre içinde, nereye ve nasıl yapılacağı açık ve anlaşılır biçimde duyurulmalıdır. Altı aylık bildirim süresinin başlangıcına ilişkin bilginin geç veya yetersiz paylaşılması mahpuslar açısından hak kaybına yol açmamalı; bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan gecikmeler kişilerin aleyhine değerlendirilmemelidir.

Yasa Açık ve Eşit Biçimde Uygulanmalıdır

Yasadan kimlerin yararlanacağı; kişinin örgütle bağlantısı, isnat edilen veya mahkûmiyete konu olan suçun niteliği ve suçun işlendiği tarih gibi ölçütlere göre belirlenecektir. Bu ölçütlerin açık, öngörülebilir ve denetlenebilir biçimde uygulanması, yasanın amacına ulaşabilmesi açısından temel önemdedir.

Yasanın farklı savcılıklar, mahkemeler ve infaz hâkimlikleri tarafından uygulanacak olması, aynı veya benzer hukuki durumda bulunan kişiler hakkında farklı kararlar verilmesi riskini beraberinde getirmektedir. Örgütle bağlantının, suçun niteliğinin ve suç tarihinin belirlenmesinde keyfî veya yasanın kapsamını daraltan yorumlardan kaçınılmalı; ortaya çıkan belirsizlikler yasanın amacı ve kişi özgürlüğü gözetilerek değerlendirilmelidir.

Yasa kapsamına alınmayan kişilere, bunun gerekçeleri somut ve kişiye özgü biçimde açıklanmalıdır. Kişilerin yalnızca genel veya kalıplaşmış ifadelerle kapsam dışında bırakılmaması; verilen kararların etkili bir hukuki denetime açık olması güvence altına alınmalıdır.

Kişi Özgürlüğünü Etkileyen Kararlar Gecikmeden Verilmelidir

Yasa, soruşturması veya kovuşturması ertelenen kişiler hakkındaki tutukluluk ve adli kontrol tedbirlerini kendiliğinden sona erdirmemektedir. Bu tedbirlerin devam edip etmeyeceği, dosyanın bulunduğu aşamaya göre yetkili hâkim veya mahkeme tarafından ayrıca değerlendirilecektir.

Erteleme kararı verildiğinde tutukluluk ve adli kontrol tedbirleri resen ve gecikmeden gözden geçirilmelidir. Erteleme kararından sonra bu tedbirlerin devamına ancak yasal koşullarının hâlen mevcut olduğunun güncel, somut ve kişiye özgü gerekçelerle ortaya konulması hâlinde karar verilmelidir.

Yasa kapsamına giren kesinleşmiş cezalar yönünden infazın ertelenmesine ilişkin incelemeler de gecikmeden tamamlanmalıdır. Başka bir dosya veya hukuki neden bulunmadığı hâlde mahpusların karar süreçlerindeki gecikmeler nedeniyle hapishanede tutulmaya devam etmesinin önüne geçilmelidir. 

Kişilerin yasa kapsamı dışında bırakılmasına, erteleme taleplerinin reddedilmesine veya kararların geciktirilmesine karşı hızlı ve etkili başvuru yolları bulunmalıdır. Mahpusların bu yolları kullanabilmeleri için kararlara ve gerekçelerine erişebilmeleri, zamanında bilgilendirilmeleri ve gerektiğinde hukuki destek alabilmeleri sağlanmalıdır.

Umut Hakkı Yasal Güvenceye Kavuşturulmalıdır

Yasa, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkûm olanlar ile 1 Haziran 2005’ten önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanları kapsam dışında bırakmaktadır. Bu nedenle koşullu salıverilme olanağı bulunmayan bazı mahpuslar bakımından mevcut infaz rejimi herhangi bir değişiklik olmadan devam edecektir. Yasanın kapsamına giren bazı kişiler bakımından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının infazının ertelenmesine imkân tanınması, bu cezanın ölünceye kadar hapishanede tutulma biçiminde infaz edilmesinden kaynaklanan yapısal sorunu bütünüyle çözmemektedir.

AİHM kararları doğrultusunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan mahpusların durumlarının belirli bir sürenin ardından yeniden değerlendirilmesini sağlayacak bağımsız ve etkili bir mekanizma kurulmalıdır. Bu değerlendirme, yalnızca şekli bir incelemeden ibaret olmamalı; mahpusun infaz sürecindeki gelişimi ve toplumsal yaşama yeniden katılma imkânı dikkate alınarak özgürlüğüne kavuşma ihtimalinin gerçek ve ulaşılabilir olmasını sağlamalıdır. Umut hakkı, otomatik olarak serbest bırakılma hakkı anlamına gelmemekle birlikte, mahpusun yaşamı boyunca hiçbir değerlendirme yapılmadan hapishanede tutulmasını engellemeyi gerektirir.

Bu hak, kişiye, suç türüne veya mevcut siyasi sürece özgü bir düzenleme olarak ele alınmamalıdır. Koşullu salıverilme imkânı bulunmayan ve aynı hukuki durumda olan bütün mahpusları kapsayacak genel, nesnel ve öngörülebilir bir yasal düzenleme yapılmalıdır.

Uygulama Bağımsız ve Şeffaf Biçimde İzlenmelidir

Yasanın nasıl uygulandığının bağımsız, çoğulcu ve şeffaf biçimde izlenmesi gerekir. Yasa, TBMM Başkanlığınca kurulacak İzleme Komisyonu’nun yapısı ve çalışma usulü konusunda ayrıntılı güvenceler getirmemekte; insan hakları örgütlerinin Komisyon’un çalışmalarına katılımını güvence altına almamaktadır. Bu nedenle Komisyon’un çalışma usulü ve tespitleri kamuoyuna açık olmalı, insan hakları örgütlerinin izleme sürecine katılması sağlanmalıdır.

Yasanın uygulanmasına ilişkin başvuru, kabul, ret, infazın ertelenmesi, serbest bırakılma ve itiraz sayıları, kişisel veriler korunarak düzenli biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. İnsan hakları örgütlerinin uygulamadaki farklılıkları, gecikmeleri ve hak kayıplarını izleyebilmesi ve tespitlerini yetkili kurumlara aktarabilmesi için gerekli koşullar oluşturulmalıdır. 

Sonuç ve Çağrımız

Yasanın kabul edilmesi önemli bir başlangıçtır. Ancak bu başlangıcın mahpus hakları bakımından gerçek bir karşılık bulması, yasanın gecikmeden, eşit ve denetlenebilir biçimde uygulanmasına bağlıdır.

Bu nedenle:

  • Yasanın uygulanması için gereken tespit ve karar işlemleri gecikmeden tamamlanmalı,
  • Yasadan yararlanma ihtimali bulunan bütün mahpuslar yasanın kapsamı, bildirim süresi ve izlenecek usul hakkında erişilebilir ve anlaşılır biçimde bilgilendirilmeli,
  • Tutukluluk ve infaza ilişkin incelemeler gecikmeden yapılmalı ve kararlara karşı etkili başvuru yolları sağlanmalı,
  • İnsan hakları örgütleri izleme sürecine dâhil edilmeli; uygulamanın sonuçlarına ilişkin ayrıştırılmış veriler düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılmalı,
  • Umut hakkı, koşullu salıverilme imkânı bulunmayan bütün mahpuslar bakımından yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.

CİSST olarak, yasanın hapishanelerdeki uygulamasını yakından izleyeceğimizi; mahpusların özgürlük haklarına erişiminde yaşanabilecek gecikmeleri, farklı uygulamaları ve hak kayıplarını görünür kılmaya devam edeceğimizi kamuoyuyla paylaşırız.

Facebook
Twitter
WhatsApp
Email

Sitede Arayın