Kendimden bahsedeyim sana, ben 1983 doğumluyum, 2007’de düğün yapacakken bir kişiyi öldürdüm ve kendimi bu lanet yerde buldum. İki sene yargılanma sonucunda ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırıldım. 2011’de uzun tutukluluk süresinde dosyam onaylandı. Yani hiç bozmadan direk onaylandı. Şu an 11’inci senedeyim. Ve farklı cezaevlerine bakanlık gerekçesi ile gönderildim. Ailem Yozgat’ta ikamet ediyor. Yozgat E tipi cezaevi ağırlaştırılmış müebbet hükümlü ve hüküm özlü mahkûmları kabul etmiyor. Her defasında aileme yakın yerlere nakil talep ettiğimde hiç olumlu cevap alamadım. Kırıkkale F, Adana F, Nevşehir E ve İzmir’e gönderildim.10 yıldır hücre sisteminde yatıyorum. Bu cezaevine 2014’te bakanlık beni gönderdi. 3 yılı geçkin bu cezaevinde hücrede yatıyorum.
Şimdi sana bu cezaevinde insanlara nasıl muamele ve insanlık dışı diretmeleri anlatacağım. Buraya geldiğimde kalmış olduğum tekli hücrede hiç koğuş değişikliği talebinde bulunmadan 2,5 yıl yattım. Bu 15 Temmuz darbe girişimi olduğunda idare hemen gelip ben ve benim gibi ağırlaştırılmış müebbet yatan bir sürü mahkûmu zorla hücre odalarımızdan kendi isteğimiz dışında aldılar. Ve hiç tanımadığımız insanlarla 3’er kişilik odalara verdiler. Gerekçe “Sizin yattığınız hücrelere Fetö sanıkları yerleşecek“ dediler. Ve zorla, tanımadığım kişilerle ve suç farklılığı olmasına rağmen 3’er kişilik odalara verdiler. Her defasında idareye dilekçe yazarak; tekrar beni herhangi bir tekli odaya ve anlaşabileceğim yere verin, ben burada yatamıyorum, anlaşamıyoruz diye defalarca idareye ve psikolog görevli memura belirttiğim halde ve 8 ay kendi isteğim dışında anlaşamadığım insanların içine ve sorunlu insanların içine verdiler. Beraber kaldığımız -ismini yazmıyorum ama gerek duyarsan bir dahakine yazarım- mahkûmla sorunlar yaşadık. Sorun büyüdü tehditlere kadar gitti ve bu mahkûm ile telefon görüş günü birbirimize girdik. Yaralama olayı oldu ve yaralama olayından sonra kurum müdürlüğü onları kendi yerinde bıraktı ve beni 2,5 yıl yattığım hücreye, kabine verdiler. Şu an tarafıma disiplin ve sosyal aktiviteler yasağı, havalandırma günde 1 saat ve 20 gün hücre cezası; zaten hücre cezası sisteminde yatıyorum 10 yıldır. Ama bu uygulamaların görüş yasağı, telefon yasağı ve nakil talep yasağı olarak bana büyük bir sıkıntı olarak bana bunları uyguladılar. Olay, Nisan 2017’de oldu, şu an Ekim ayındayız. 7 aydır bütün bu yasaklar ve uygulamalar. Ayrıca psikolojik baskı tarafıma uygulanıyor.
7 aydır bu yasakları ve havalandırma saatimi düzeltmediler ve kuruma karşı herhangi bir fiziksel tahrikim olmadığı halde “iyi hal kararını” vermiyorlar. En kötüsü de kendi isteğim dışında bulunduğum hücreden alınıp bu insanlarla aynı odaya verilmem ve olayların bu hale geldikten sonra beni tekrar eski odama vermeleri. Yanıma “kâr” yani zarar olarak İzmir adliyesinde basit yaralama olayında mahkemem devam ediyor, 7 aydır. Bu baskı halindeyim. Nakil yazamıyorum. Ailem gelip gidemiyor. Cumhuriyet savcılığına, infaz hâkimliğine bu olaya itiraz ettim ve bu idarenin vermiş olduğu disiplin cezaları onaylandı, geldi. Bu başıma gelenin sadece 1 tanesidir.
Şimdi farklı bir olayı anlatacağım sana. Bu da delilli ispatlı ve gerekli yaptığım savunma tutanakları hepsi elimde. Farklı bir olay: bu OHAL süreci içerisinde disiplin cezası verilmişti. Yani bu yaralama olayından önce açık ziyaret haftası idi. Ailem cezaevi telefon santralini arıyor görüş günümü öğrenmek için. Babama yanlış bilgi veriyorlar yani görüşten iki gün sonraki günü söylüyorlar. Ailem çıkıp Yozgat’tan İzmir’e cezaevine geliyorlar. Kapıdaki görevliler ziyaret geçti, bugün ziyaret yok diyor. Ailem o kadar ısrar etmesine rağmen, siz bana bugün ziyaret diye söylediniz, müdürle görüşmek istiyorum diyor, izin vermiyorlar. Savcı’ya gidiyor izin vermiyorlar. Neyse ailem tekrar arkasına bakarak tekrar Yozgat’a gidiyorlar. Ben bu mevzuyu öğrendiğimde bulunduğum odanın butonuna bastım. Görevli başmemur … Beyi çağırdım, dedim ki, aileme kurum tarafından yanlış bilgi verilmiş ziyarete alınmamış. Bunu hangi görevli ve hangi telefondan sorumlu memur bu yanlışlığı yaptı öğrenmek istiyorum, dedim. Ve bilmiyoruz dediler. O zaman beni görevli müdür ya da sosyolog ile görüştürün dedim, hiçbir şiddet ve küfre başvurmadan bunları söyledim. Başmemur sinirli ve kapının “mazgal” yani açılan kapağa hızlıca vurarak müdür de yok, sosyolog da yok, git derdini savcılığa anlat dedi ve çekti, gitti. Aradan 10 dakika sonra tekrar butona bastım. Derdim herhangi bir görevliye anlatmak ve bu yanlışlığı yapan kişiyi öğrenmekti. … Başmemur yanında 20 kişi ile yani 20 memur ile geldi, bahçe kapısından içeri girerek “senin derdin ne” diye beni boynumdan tutarak itekledi ve diğer memurlar kollarımı arkadan plastik kelepçe ile bağladılar. Kafamı yere eğerek beni sürükleyerek, süngerli odaya attılar ve bu olaya şahitlik eden ve karşı çıkan 1 mahkûmu da aynı benim gibi alıp süngerli odaya attılar. Keyfi olarak bu baskılara beni maruz bıraktılar. 7 saat geçtikten sonra tekrar beni ve diğer mahkûmu süngerli odadan çıkartıp tekrar odamıza verdiler.
Bu olayı haklı olduğu halde Cumhuriyet savcılığına şikâyette bulundum hiçbir şey çıkmadı ve üstüne kurum idaresi başmemura mukavemet ve direnme suçundan disiplin cezası ve havalandırma yasağı verdiler. Bunlar sadece birkaç tanesi; baskılar, zulümler, ayrımcılık, OHAL bahanesi ile bir sürü haksızlık. Hastalanıp doktora sevk olursanız 4 ay sonra doktora gönderiyorlar. Dışarıdan ailemiz atlet, giyecek çorap gönderiyor, vermiyorlar.
Şu anda kış da geldi. Depoda kendimize ait battaniye, atlet, çorap, kitap var ama yasaklandı vermiyorlar. Gerekçe olarak “paranızla kantinden alacaksınız” diyorlar. Ayrıca senin gönderdiğin kitapları vermediler ve infaz hâkimliğine şikâyette bulundum, olumsuz karar geldi. Önceden başka cezaevindeyken yağlı boya, karakalem ve her türlü resim yapıyordum. Buraya geldim, ne yağlı boya, ne kuru kalem ağaç boya, ne pastel boya, hiçbirini vermiyorlar. Bulunduğumuz odaya sadece siyah kurşun kalem, tükenmez kalem veriyorlar. Yani fırça, yağlı boya ve kuru boya bunları vermiyorlar. Gerekli yerlere yazdım hepsi kurum yasağını haklı buluyorlar.
Hastalığımı sormuşsunuz kayda değer hastalığım yok. Tek derdim aileme yakın yerlere gitmek istiyorum ama kurum yüzünden aldığım cezalar, keyfi verilen cezalar yüzünden nakil talep edemiyorum. Ailem de dışarıdan nakil talep etti, kabul olmadı. Babamın yaşlı ve görme kaybı ve şeker tansiyon raporları var. Ayrıca bizim evde 48 yaşında özürlü kız kardeşim var, raporlu. Devlet ayrıca ona bakması için annemi bakıcı olarak tutmuş yani yanıma, bu uzak yere gelemiyorlar. Bunların hepsi raporlu. Babam bu raporları alıp İzmir Adliyesine savcılığa getirdi ve nakil dilekçesi verdi. Bende içeriden nakil yazmıştım, en az 10 tane cezaevi yazdım ama hiçbiri çıkmadı. İnşallah bir çıkar yolu bekliyorum. Sesimi duyun! Bütün bu sıkıntıları kurumun OHAL’i ve yer sorununu bize dayatarak insanlara keyfi cezalar veriyorlar.
Bütün baskılara, keyfi uygulamalara karşı çıkan mahkûmlara hemen disiplin cezası veriliyor.
Şimdilik yazıtıma son veriyorum ama devamlı sana yazacağım tâ ki yaralarımıza ve benim gibi bir sürü mahkûmun derdine bir merhem bir ilaç buluna kadar. Hem sana yazacağım hem de bu baskılara sonuna kadar karşı çıkacağım.
Saygılarımla. Allah’a emanet ol, kolay gelsin.. Sesimizi dışarlarda duyurun ne olur!





