Hormon Haktır: Transların Sağlık Hakkının Gaspına İzin Vermiyoruz!

20 Kasım 2024’ten bu yana Türkiye’de transların hormona erişimini hedef alan sistematik bir kısıtlama sürecine tanıklık ediyoruz. Önce erişimi zorlaştıran idari düzenlemelerle başlayan bu süreç, bugün geldiğimiz noktada hormon ilaçlarına erişimin fiilen engellenmesine kadar ilerledi.

Biz translar için hormon destek süreci keyfi bir tercih değil; fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik halimizin temel bir parçasıdır. Hormona erişimin engellenmesi sadece sağlık hakkına erişimin engellenmesi değildir aynı zamanda; bedenlerimiz, yaşamlarımız ve geleceğimiz üzerinde kurulan politik bir denetimdir.

Sağlık hizmetleri bilimsel ilkeler, tıbbi etik ve insan hakları temelinde yürütülmesi gereken kamusal hizmetlerdir. Ancak bugün sağlık politikaları, iktidar tarafından transların yaşamlarını, hayatta kalma koşullarını tehdit eden ideolojik müdahalelerin aracı haline getirilmiştir.

Bizler bu açıklamayı; son bir yılda adım adım hayata geçirilen bu kısıtlama sürecini görünür kılmak, sorumlulara açıkça seslenmek ve hormon hakkımızdan vazgeçmeyeceğimizi ilan etmek için yapıyoruz.

Erişim adım adım kısıtlandı

20 Kasım 2024’te, Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü’nde Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) hormon ilaçlarına e-reçete zorunluluğu ve kota uygulaması getirdi. Hormon reçeteleri belirli kanallara sıkıştırıldı; ilacın temini “takip” gerekçesiyle sınırlandırıldı. Bu adım, zaten kırılgan olan erişimi daha da belirsiz hale getirdi ve transların sağlık hakkını bir gecede idari onaya, teknik altyapıya ve keyfi uygulamalara bağımlı hale getirdi.

Bu düzenleme “toplum sağlığını koruma” iddiasıyla sunulsa da gerçekte transların sağlık hakkını sınırlayan ve denetim altına alan bir mekanizmadır. Sağlık politikalarının amacı sağlık hizmetine erişimi güvence altına almakken, burada “koruma” söylemi; erişimi kontrol etmenin, fişlemenin ve gerektiğinde kesmenin aracı haline getirildi.

Oysa hormon destek süreci düzenli takip ve süreklilik gerektiren bir sağlık hizmetidir. Erişimi kota, sistem engelleri ve teknik bariyerlerle parçalamak yalnızca bir bürokratik düzenleme değildir; doğrudan sağlık riskini büyüten bir müdahaledir.

Bu nedenle soruyoruz:

  • Hangi bilimsel gerekçeyle hayati bir sağlık gereksinimi olan hormona erişimi kota ve teknik kısıtlarla kesintiye uğratıyorsunuz?
  • “Toplum sağlığı” diyorsanız, hangi toplumdan bahsediyorsunuz; translar bu toplumun neresinde?
  • Hormona erişimi zorlaştırmanın yaratacağı fiziksel ve ruhsal sağlık risklerinin sorumluluğunu kim üstlenecek?
  • Hekim-hasta ilişkisinde tıbbi kararı belirlemesi gereken şey klinik ihtiyaçken, neden karar mekanizmasını idari ve teknik filtrelere devrediyorsunuz?
  • Düzenli takip gerektiren bir sağlık hizmetini erişilemez hale getirerek transları denetimsiz ve güvencesiz yollara itmenin sonuçlarını göze mi alıyorsunuz?
  • Eğer amaç gerçekten suistimali önlemekse, neden bunun bedelini translar ödüyor?

Bizim sağlığımız sizin “toplum” tanımınızın dışında bırakılacak bir ayrıntı değildir. Hormona erişimi zorlaştırmak koruma değil, hak gaspıdır.

Transların sağlık hizmetine erişimi politik müdahalelerin hedefi haline getiriliyor:

Hormon erişiminin zorlaştırılmasının ardından, 30 Ocak 2025’te Sağlık Bakanlığı bu kez yeni bir mekanizma duyurdu: “Cinsiyet Değişikliği Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu.”

Bu kapsamda bazı illerde müfettişler görevlendirildi ve transların sürecini yürüten hastanelerin uygulamaları incelemeye alındı.

Bu değişiklik tesadüfi değildir.

Bu adım; televizyon programlarında, köşe yazılarında ve sosyal medyada yürütülen yoğun bir hedef gösterme kampanyasının hemen ardından gelmiştir. Günler boyunca aynı söylem dolaşıma sokulmuştur: transların sağlık hizmetlerine erişimi “denetimsiz”, “kolay” ve “tehlikeli” olarak sunulmuştur. Bu söylem bilimsel gerçeklerle değil, politik korku üretimiyle ilgilidir. Gerçek ise çok açıktır:

Türkiye’de transların süreci zaten Türk Medeni Kanunu’nun 40. maddesi ile düzenlenen, son derece ağır ve bürokratik bir süreçtir. Translar yıllarca psikiyatrik değerlendirmelerden geçmekte, kurul raporları almakta, mahkeme kararları beklemekte ve hastane süreçleri arasında defalarca gidip gelmek zorunda bırakılmaktadır.

Başka bir ifadeyle; “denetimsizlik” iddiasıyla hedef gösterilen süreç gerçekte zaten devletin yoğun kontrol mekanizmaları altında yürütülmektedir. 

Dolayısıyla burada denetlenen şey sağlık hizmeti değildir. Denetlenen şey transların varlığıdır.

Bu noktada soruyoruz:

  • Hangi bilimsel veri bu süreçlerin “denetimsiz” olduğunu göstermektedir?
  • Hangi gerekçeyle hastaneler ve hekimler hedef gösterilmektedir?
  • Hangi sağlık politikasında bir grubunun aldığı sağlık hizmeti medya kampanyalarıyla tartışmaya açılmaktadır?
  • Toplumdan sır gibi saklanan “Cinsiyet Değişikliği Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu” kimlerden oluşmaktadır ve bu komisyon üyelerinin cinsiyet uyum süreci alanındaki bilimsel uzmanlıkları nelerdir? 
  • “Cinsiyet Değişikliği Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu.” hormon düzenlemelerine ilişkin yapılan ihlallerdeki rolü nedir? 
  • “Cinsiyet Değişikliği Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu doğrudan bu alanda çalışan sivil toplum örgütleri ve meslek odalarıyla neden iletişime geçmedi? 

Soruyoruz:

  • Bu denetim mekanizmaları, transların hastanelerde maruz bırakıldığı ayrımcılığı ve transfobiyi de denetleyecek midir?
  • Transların sağlık hizmetine erişemediği, hastanelerden geri çevrildiği veya kötü muameleye maruz kaldığı vakalar da bu komisyonun gündeminde midir?

İdari kararlarla haklarımız gasp ediliyor

Haziran 2025’te Sağlık Bakanlığı, 81 il valiliğine gönderdiği bir yazıyla hormon ilaçlarına 21 yaş altı için fiili yasak getirdi. Oysa Türk Medeni Kanunu’na göre transların sürecine başlama yaşı 18’dir. 

Kanunda açıkça tanınmış bir hak, tek bir idari yazıyla fiilen ortadan kaldırıldı. Hukuki güvenliğin ve temel hakların korunması gereken bir alanda idari düzenlemeler aracılığıyla transların sağlık hakkı doğrudan hedef alındı. Bu kararın gerekçesi ise açıktır: “2025 Aile Yılı” ve “kültürel değerler.”

2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesiyle birlikte yürütülen politik söylem, LGBTİ+’ların varlığını aile kurumuna yönelik bir tehdit olarak sunmaya başladı. Transların sağlık hizmetlerine erişimi de bu ideolojik söylemin hedeflerinden biri haline getirildi.

Açıkça ifade ediyoruz: Transların bedeni aile politikalarının nesnesi değildir.

Bedenlerimiz, kimliklerimiz ve sağlık süreçlerimiz; ideolojik kampanyaların, kültürel tartışmaların veya siyasi gündemlerin aracı haline getirilemez. Sağlık hakkı evrensel bir haktır ve hiçbir politik hedef bu hakkın gasp edilmesini meşrulaştıramaz. Bu karar özellikle 18–21 yaş arası trans gençleri doğrudan hedef alıyor. Hormon destek sürecine başlamış veya bu süreçte olan birçok genç, hormon destek sürecini bir anda kesmek zorunda bırakıldı. Bu yalnızca bir idari düzenleme değildir. Bu karar genç transların yaşamlarını doğrudan etkileyen; fiziksel sağlıklarını, ruhsal dengelerini ve gelecek kurma imkanlarını tehdit eden bir uygulamadır.

Bu noktada soruyoruz:

  • Kanunda 18 yaş olarak tanınmış bir hak hangi yetkiyle 21 yaşa çıkarılmaktadır?
  • Bir idari yazı nasıl olur da anayasa tarafından güvence altına alınmış olan reşit olma halini fililen kaldırabilir?
  • Sağlık politikaları hangi bilimsel gerekçeyle genç transların aldığı sağlık hizmetini kesintiye uğratmaktadır?
  • “Aileyi koruma” iddiasıyla genç transların sağlık hakkını engellemek nasıl bir kamu yararı yaratmaktadır?
  • Genç transların hormon destek sürecini kesmenin yaratacağı sağlık risklerinin sorumluluğunu kim üstlenecektir?
  • Bu politikaların gençleri sağlık sisteminin dışına itmesinin sonuçlarını kim hesaplamaktadır?

Bugün fiili bir hormon yasağı uygulanıyor

Bugün geldiğimiz noktada ise yasak yeni bir biçim almıştır. Hastane sistemlerinde F64 tanı kodu kullanılarak hormon reçetesi yazılamadığı ortaya çıkmıştır. Doktorlar sistemde takip ettikleri translara hormon reçete edememektedir.

Bu duruma dair herhangi bir hastaneye, doktora veya kuruma bir açıklama, karar ya da yazı gönderilmemiştir. Herhangi bir yasak veya kısıtlama kamuoyuna duyurulmamıştır.

Hiçbir bilgi vermeden, gerekçe göstermeden fiili olarak hormona yasak getirilmiştir. Şu an hiçbir trans, yaş fark etmeksizin hormon reçete ettirememektedir. Yıllardır hormon kullanan transların hormona erişimi bir günde ortadan kaldırılmıştır.

Bu açık bir gerçektir: transların fiziksel ve mental sağlığını korumak için kullandıkları hormonların yasaklanması translara uygulanan açık bir şiddettir.

Bu durum; hormonların bir süre kullanılmadığında etkisinin kaybolması ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmesi göz önüne alındığında, devletin kendi sağlık sisteminde yürüttüğü bir süreci engelleyerek transları, hormon destek sürecindeki kazanımlarını kaybetmeye sürüklediğini göstermektedir

20 Kasım 2024’ten bu yana yaşananlara baktığımızda tablo nettir:  önce erişim zorlaştırıldı, ardından yaş sınırı getirildi, son olarak ise sistem üzerinden tamamen erişilemez hale getirildi.

Başka bir ifadeyle: transların hormona erişimi fiilen yasaklandı.

Hormon destek süreci translar için hayati bir sağlık hizmetidir!

Hormon destek süreci translar için “isteğe bağlı bir uygulama” değildir. Bu destek, fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik halinin temel bir parçasıdır. Devletin uyguladığı nefret politikası, yasaklar ve kısıtlamalar yalnızca hormona erişimi değil; bizzat transların yaşamlarını hedef almaktadır. Bu politikalar transları mental çöküşe, hormon alamadığı için fiziksel sağlık sorunlarına ve bunların ardından gelebilecek intihara sürüklemektedir.

Geçtiğimiz haftalarda yaş kısıtlamasıyla bir süredir kullandığı hormona artık erişemeyen, hastanedeki sürecin durdurulmasıyla sağlık hizmetinden yoksun bırakılan genç trans kadın arkadaşımız Zeynep’in yaşamını yitirmesi, bu nefret politikalarının gerçek sonuçlarından biridir.

Zeynep’i intihara sürükleyen yasakları ve kısıtlamaları tekrar tekrar teşhir ediyor ve açıkça soruyoruz

  • Hangi hukuki dayanakla anayasal güvence altında olan hormona başlama yaşını 18’den 21’e çıkartabilir?
  • Hangi yetkiyle hormona fiili yasak uygulanmaktadır?
  • -“Toplum sağlığı” söylemiyle hangi ayrımcılık meşrulaştırılmaktadır?
  • Zeynep’in intiharının hesabını kim verecek? 

“Sağlık Hakkımız Gasp Edilemez, hormon Haktır!”

Ve tekrar söylüyoruz; 

Transların sağlık ve yaşam hakkının nefret politikalarıyla gasp edilmesine izin vermeyeceğiz. Hormon haktır. Ve biz bu hakkımızı geri alana kadar mücadeleye devam edeceğiz.

Bu kararların geri çekilmesini talep ediyoruz. Ulusal ve uluslararası insan hakları mekanizmalarını, Sağlık meslek örgütlerini, kadın örgütlerini, feministleri ve insan hakları savunucularını süreci savunmaya, dayanışmaya davet ediyoruz. Yaşamlarımızı kısıtlamanıza, bedenlerimizi denetim altına almanıza ve haklarımızı gasp etmenize izin vermeyeceğiz. 

Çünkü biz buradayız ve hormon hakkımızdan vazgeçmiyoruz!

İMZACILAR:

  1. 10 Ekim Barış Derneği
  2. 17 Mayıs Derneği
  3. 20 Kasım Nefret Suçlarıyla Mücadele Derneği
  4. 40+ Lubunya
  5. AEGEE-Ankara
  6. Alaca Medeniyet – Medeniyet Üniversitesi Kuir-Feminist Topluluğu
  7. Anka Üreten Kadın Derneği
  8. Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği (GALADER)
  9. Ankara Pride
  10. Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü
  11. Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Merkezi
  12. Antikapitalist Kadınlar
  13. Aralık Feminist Kolektif
  14. Aramızda Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Derneği
  15. Aydın LGBTİ+ Dayanışması
  16. Ayvalık Kadın İnisiyatifi
  17. Atölye Deneme Sanat ve Ekoloji Derneği
  18. Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi (BİL+)
  19. Barış için Toplumsal Çalışmalar (BATOÇA)
  20. Bilkent Kadın Çalışmaları Topluluğu
  21. Bodrum Kadın Dayanışma Derneği
  22. Bodrum Kadın Platformu
  23. Boğaziçi Üniversitesi LGBTİA+ Çalışmaları Kulübü
  24. BurHak – Burak Özgüner Hayvan Hakları Çalışma Merkezi
  25. Büro Emekçileri Sendikası Antalya Şubesi
  26. CİSST
  27. Çağdaş Hukukçular Derneği Antalya Şube
  28. Çanakkale El Emeğini Değerlendirme Derneği Kadın Danışma Merkezi 
  29. Çanakkale Feminist Forum
  30. Çanakkale Pride
  31. Datça Kadın Platformu
  32. Dem Parti Ankara Kadın Meclisi
  33. Dem Parti İzmir Kadın Meclisi
  34. Demir Leblebi
  35. Demokrasi İçin Birlik
  36. Demos Araştırma Kolektifi
  37. Denizli Radyan Kuir Feminist Kolektif
  38. Direnişin Renkleri
  39. DSİP
  40. Ege Öğrenci Forumu
  41. Eğitim Sen İstanbul 6 No’lu Üniversiteler Şubesi Toplumsal Cinsiyet ve Akademik Özgürlük Komisyonu
  42. Emek Partisi
  43. Emekçi Hareket Partili LGBTİQ+’lar
  44. Engelli Hayvanları Koruma ve Hayvan Hakları Derneği
  45. Eskişehir Onur Haftası Komitesi
  46. Eşit Haklar İçin İzleme Derneği
  47. Eşitlik İçin Sosyal Hizmet Çalışma Grubu
  48. Eşliksiz Dergi
  49. Evrensel Normlara Uyum Gözlemcileri Platformu
  50. Feminist Bellek
  51. Galatasaray Üniversitesi Kuir Çalışmalar Kulübü (Lion Queer)
  52. Genç LGBTİ+ Derneği
  53. Günebakan Kadın Derneği
  54. Halkevci Kadınlar
  55. Halkların Demokratik Kongresi Kadın Meclisleri
  56. Havle Kadın Derneği
  57. Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi
  58. HEVİ LGBTİ+ Derneği
  59. İnsan Hakları Derneği 
  60. İnsan Hakları Derneği Ankara Şube LGBTİ+ Komisyonu
  61. İnsan Hakları Derneği İstanbul LGBTİ+ Komisyonu
  62. İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi
  63. İnsan Hakları Derneği Merkezi LGBTİ+ Komisyonu
  64. İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi LGBTİ+ Komisyonu
  65. İnter Dayanışma
  66. İstanbul Onur Haftası
  67. İstanbul Trans Onur Haftası
  68. İzmir Feminist Kolektif
  69. İzmir Halkevci Kadınlar
  70. İzmir Kadın Dayanışma Derneği
  71. İzmir Müzisyenler Derneği
  72. İzmir Pride Komitesi 
  73. İzmir Vegan Platformu
  74. İzmir Yaşam Hakkı Savunucuları
  75. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
  76. Kadın Dayanışması
  77. Kadın Dayanışma Vakfı
  78. Kadın Savunma Ağı
  79. Kadın Zamanı Derneği
  80. Kadının İnsan Hakları Derneği
  81. Kadınlar Birlikte Güçlü
  82. Kaos GL Derneği
  83. Kapsama Alanı
  84. Kepez Özgür Dayanışma
  85. Keskesor Amed LGBTİ+ Oluşumu
  86. Keskesor Wan LGBTİ+ Oluşumu
  87. Kırkyama Kadın Dayanışması
  88. Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği
  89. Kızıl Partili Kadınlar
  90. Kızıl Parti Lgbti+ Komisyonu
  91. Kocaeli Üniversitesi Kuir Topluluğu – Kuir Kozgun
  92. Kuireski
  93. Kuir Mahzen
  94. Kuşadası Feminist Kolektif
  95. Kuşadası Kadın Platformu
  96. Kuşadası Kent Dayanışması
  97. Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi
  98. Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği
  99. Lavender LGBTİQ+
  100. LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Derneği (LİSTAG)
  101. Lider Kadın Derneği
  102. Lotus Kadın Derneği
  103. Manavgat Kadın Platformu
  104. Mersin 7 Renk LGBTİ+ Derneği
  105. Mersin Kadın Platformu
  106. Mimoza Kadın Derneği
  107. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
  108. MSGSÜ LGBTİ+ Topluluğu Kuir Baykuş
  109. Muamma LGBTİ+ Eğitim Araştırma ve Dayanışma Derneği
  110. Murat Çekiç Derneği 
  111. Özgür Renkler Derneği
  112. Özgürlük için Hukukçular Derneği
  113. Özgürlük için Hukukçular Derneği Kadın Komisyonu
  114. Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği
  115. Pozitif Alan
  116. Rosa Kadın Derneği
  117. SAKKAD-Sağlamcılığa Karşı Kadın Hareketi Derneği
  118. Sara Kolektif
  119. SOLDEP LGBTİ+
  120. SOLDEP-KADIN (Sosyalist Kadınlar)
  121. Sol Feminist Hareket
  122. Sol Partili Kadınlar
  123. Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD)
  124. Sosyalist Kadın Hareketi
  125. Sosyalist Kadın Hareketi İzmir
  126. Star Kadın Derneği
  127. TİP’li Kadınlar
  128. Tja İzmir
  129. Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği (TODAP)
  130. TÖK-Kadın (Türk Tabipler Birliği Tıp Öğrencileri Kolu Kadın Çalışma Grubu)
  131. Trans İstanbul İnisiyatifi
  132. Türk Alman Üniversitesi Kuir Topluluğu
  133. Türkiye İşçi Partisi LGBTİ+ Bürosu
  134. ÜniKuir Derneği
  135. Velvele
  136. YDG’li Kadınlar
  137. Yeni Demokrat Kadın
  138. Yeşil Sol Parti
  139. Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi

Facebook
Twitter
WhatsApp
Email

Sitede Arayın